in it - Turc Anglais Dictionnaire

in it

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "in it" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
put a jerk in it v. acele etmek
have it in for somebody v. takmak
put one's foot in it v. pot kırmak
put one's foot in it v. akım derken bokum demek
not to find it in one's heart v. gönlü razı olmamak
have it in one v. yeteneği olmak
rub it in v. başına kakmak
rub somebody's nose in it v. başına kakınç etmek
rake it in v. voli vurmak
rake it in v. vurgun vurmak
have it in for v. birine kin beslemek
put one´s foot in it v. baltayı taşa vurmak
be in for it v. (kötü bir şey) geçirmek üzere olmak
put one's back in it v. canını dişine takmak
make it fit to live in v. yaşanır kılmak
make it suitable to live in v. yaşanır kılmak
pay it off in installments v. taksitle ödemek
take it in turns v. bir işi birisiyle dönüşümlü yapmak
settle it in court v. mahkemede çözmek/halletmek
mention it in conversation v. sohbet sırasında bahsetmek
put it in the center v. merkeze koymak
in the middle of it all adv. tam ortasında
there's too much ... in it expr. çok fazla … katmışsınız
there's too much ... in it expr. çok …li
Phrasals
chuck it in v. vazgeçmek
chuck it in v. çekilmek
chuck it in v. bırakmak
Phrases
put it in a nutshell expr. uzun lafın kısası
put it in a nutshell expr. uzun sözün kısası
it must be born in mind that expr. hatırlanmalıdır ki
put it in a nutshell expr. lafı fazla uzatmayalım
there's not a scintilla of truth in it expr. tamamen yalan
in order to clarify (it) expr. açıklayıcı olması açısından
as it is in real life expr. gerçek hayatta olduğu gibi
as it is in real life expr. gerçekte olduğu gibi
as it was in the past expr. önceden de olduğu gibi
as it was in the past expr. eskiden de olduğu gibi
as it is seen in the figure expr. şekilde görüldüğü üzere
as it is shown in the figure expr. şekilde gösterildiği üzere
as it is explained in detail expr. ayrıntılı olarak açıklandığı üzere
as it was in the past expr. geçmişte olduğu gibi
to put it all in simple terms expr. basitçe söylemek gerekirse
in it win it expr. ölmek var dönmek yok
in case you missed it expr. belki kaçırmışsındır (diye)
it's all in the name expr. isimden anlaşılıyor
like it says in the book expr. kitapta söylendiği gibi
it'll all come out in the wash expr. hiçbir şey gizli kalmaz
it was all in good fun expr. kötü bir niyet yoktu
it must be something in the water expr. çok sayıda kişinin aynı anda benzer davranışları göstermesini niteleyen bir ifade
you've got to be in it to win it expr. kazanmak istiyorsan bilet almalısın
you've got to be in it to win it expr. piyangoya/çekilişe mutlaka katılmalısın
in case you missed it (Icymi) expr. belki kaçırmışsındır (diye)
use it in good health expr. güle güle kullan
use it in good health expr. iyi günlerde kullan
use it in good health expr. hayırlı olsun
Proverb
as you make your bed, so you must lie in it kendi düşen ağlamaz
if you keep your mouth shut, you won't put your foot in it çeneni kapalı tutarsan pot kırmazsın
if you keep your mouth shut, you won't put your foot in it çeneni kapalı tutarsan ağzından bir şey kaçırmazsın
an overprotected eye always gets sand in it [literal] sakınan göze çöp batar
(one) has made (one's) bed and (one) will have to lie in it kendi düşen ağlamaz
(one) made (one's) bed and (one) has to lie in it kendi düşen ağlamaz
(one) made (one's) bed and (one) must lie in it kendi düşen ağlamaz
you have made your bed and must lie in it kendi düşen ağlamaz
you've made your bed, now lie in it kendin ettin kendin buldun
you've made your bed, now lie in it kendi düşen ağlamaz
Colloquial
anything in it for (one) n. (birinin) herhangi bir çıkarı
anything in it for (one) n. (birinin) herhangi bir kazancı
anything in it for (one) n. (birinin) çıkarına/yararına olabilecek bir şey
get lost in it v. içinde kaybolmak
pop it back in v. (çıkan kol vb) tekrar yerine oturtmak
pack it in v. (sigarayı/alkolü vb) bırakmak
be in for it v. (kötü bir şeyin başına gelmesinden) kaçamayacak olmak
be in for it v. başı belaya girecek olmak/gününü görecek olmak
can't hold it (in) v. (çişini) tutamamak
can't hold it (in) v. (çişini) tutacak gücü kalmamak
have got it in (one) v. bir yeteneği içinde barındırmak
have got it in (one) v. (birinin) içinde olmak
have got it in (one) v. belli bir yeteneğe sahip olmak
have it (all) over someone or something (in something) v. (bir şeyde) birini/bir şeyi solda sıfır bırakmak
have it (all) over someone or something (in something) v. (bir şeyde) birinden/bir şeyden çok daha iyi olmak
have it (all) over someone or something (in something) v. (bir şeyde) birinden/bir şeyden açık ara üstün olmak
have it (all) over someone or something (in something) v. (bir şeyde) birini/bir şeyi ezmek
have one's heart in it v. içten istemek
have one's heart in it v. gönülden yapmak
have one's heart in it v. hevesli olmak
have one's heart in it v. dört elle sarılmak
have one's heart in it v. istekle yapmak
have got it in for (someone) v. (birine) takmak
have got it in for (someone) v. (birine) karşı hıncı olmak
have got it in for (someone) v. (birine) kafayı takmak
have got it in for (someone) v. (birine) garezi olmak
have got it in for (someone) v. (birine) karşı kin beslemek
have got it in for (someone) v. (biriyle) uğraşmak
pack it in v. yatmak
pack it in v. uyumaya gitmek
pack it in v. yatmaya gitmek
shove a sock in it v. sus
shove a sock in it v. sesini kesmek
shove a sock in it v. çenesini kapamak
shove a sock in it v. kes sesini
shove a sock in it v. susmak
shove a sock in it v. kapat çeneni
be in it for v. bir amaçla bir şeyde yer almak
be in it for v. bir amaç uğruna bir şeye girmek
be in it for v. bir şey için bir şeyin parçası olmak
be in it for v. bir amaç için bir şeyin içinde olmak
be in it for v. bir şey için bir şeye girmek
be in it for v. bir şey için bir şeyin içinde olmak
be in it for v. bir amaç uğruna bir şeyin parçası olmak
phone it in v. bir şeyi yarım yamalak yapmak
phone it in v. bir şeyi mekanik/otomatik olarak yapmak
phone it in v. bir şeyi hevessizce yapmak
phone it in v. bir şeyi yalap şap/göstermelik yapmak
phone it in v. bir şeyi yapmış olmak için yapmak
phone it in v. bir şeyi üstünkörü yapmak
phone it in v. bir şeyi umursamadan yapmak
phone it in v. bir şeyi formalite icabı yapmak
phone it in v. bir şeyi baştan savma yapmak
rub it in v. hava atmak
rub it in v. caka satmak
rub it in v. kıskandırmaya çalışmak
rub it in v. böbürlenmek
rub it in v. gösteriş yapmak
rub it in v. övünmek
have it in you v. 'de böyle bir kapasitesi olmak
drop somebody in it v. birini sıkıntılı/zor bir duruma düşürmek
drop somebody in it v. birinin başına iş açmak
drop somebody in it v. birinin başını belaya sokmak
have it in you to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in mind to do something v. bir şey yapmaya niyeti olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma becerisi birinin içinde olmak
have it in you to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) yeteneğini içinde barındırmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have it in one to do something v. birinin bir şey yapma yeteneği olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma becerisi içinde olmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) becerisi içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in one to do v. yapma yeteneği olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) yeteneği olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have it in one to do v. yapma kapasitesi olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have it in one to do v. yapmak birinin içinde olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak

Sens de "in it" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 3 résultat(s)

Turc Anglais
General
it is in kısa kullanımı t is abrev.
Phrases
wiifm (what's in it for me) bundan benim çıkarım ne expr.
Literature
sheakespeare'in as you like it oyununda kullanılan anlamsız bir nakarat ducdame expr.